Bir Türk Daha Kamboçya’da

 In Maceralar

Şu an bu yazıyı Kamboçya’nın Koh Rong adlı adasındaki Bamboo adında inanılmaz güzel bir mekanda yazıyorum. Nihayet bir türk daha Kamboçya’da. Öncelikle bu adaya artık Türk adası diyorlar. Ben yola çıkmadan önce 20-30 kişi vardır diyordum ama şu an tahmini olarak adada 80 tane türk yaşıyormuş.

Elbette buraya gelen türklerin en büyük ortak noktası her şeyi bir kenara bırakarak buraya gelebilecek kadar deli olmaları. Diğer yandan karşımda fotoğrafta gördüğünüz sahilin olduğunu düşünürsek delirip buraya gelmemek de mümkün değil.

Kamboçya’da Bir Deli

Önceki yazılarımda bahsettiğim gibi yaklaşık 7 yıldır Kanada, Avustralya, Hollanda, Avusturya gibi ülkelere göçmeye çalışmıştım. Hem diploma hem de diğer gereklilikleri karşılayamadığım için bir türlü olmamıştı ve tam umudumu yitirmişken bir arkadaşımın hatırlatması üzerine Kamboçya’yı incelemeye başladım. Şehir hayatı beni çok sıkmaya başladığı için buraya gelip de yine şehirde yaşamak yerine adada yaşamayı araştırmaya başladım.

Bu tabi ki hayalini kurduğumuz bir ada yaşantısı olmuyor. Özellikle tropik bir adada yaşamayı düşünüyorsanız göze almanız gereken çok fazla şey var. Bunun da en başında börtü böcek geliyor elbette. Aynı zamanda tropik iklimler de sivri sinekler tarafından bulaştırılan deng humması diye bir gerçeklik de var. Bu şekilde daha bir sürü göze alınması gereken detay var. En büyük hayallerimden birinin de tropik bir adada hayatta kalmaya çalışmak olduğunu düşünürsek “İşte bu tam bana göre bir görev!”

Yola çıktığınızda gireceğiniz ilk sınav en az 20 saat süren yol olacak. Önce Abu Dhabi, ardından Bangkok ve sonra da Phnom Penh’e geçerek 15 saatlik uçuş serüvenini tamamladım. Phnom Penh buranın Mecidiyeköy’ü diyebilirim rahatlıkla. O yüzden havaalanından çıktıkta sonra çok fazla yabancılık çekmedim açıkçası. Vize sırasında biraz vakit kaybettiğim için adaya giden son tekneyi kaçırmamak adına taksiyle Sihanoukville’e gittim. Yol yaklaşık 4 saat sürdü ve sonrasında tekneyle de 1 saatlik yolculuk sonrasında yeni yuvama ulaştım.

Koh Rong – Türk Adası

Adaya gelene kadar yolda 7 tane köpek, 3 tane tavuk ve bol bol inek gördüm. Sokak hayvanı olarak daha çok inek görüyorsunuz anladığım kadarıyla. İnekler sokaktaki çöplere bile dadanır olmuşlar. Çok kısıtlı bir gezi olsa da şehirde hiç bir yerde kedi görmemek çok garip geldi. Denilene göre Sihanoukville’de daha fazla kedi varmış. Adada ise sadece Bamboo’da 1 anne 2 tane de 5-6 aylık yavru ve 3 tane köpek var.

Adaya zaten dün ulaştığım için akşamım sadece insanlarla tanışarak geçti. Herkesin kafasının açık olması, hepsinin dolu insanlar olması o hayalini kurduğumuz kommün kafasına ulaştırdı beni. Yatağa gidip de cibinliği örttükten sonrasını hatırlamıyorum. Sabah 2-3 şiddetinde bir depremle uyanınca gün doğumunu da izleme fırsatım oldu.

Hani vampir filmlerinde vampirler gün doğumunu görmek için her şeyi yapabileceklerini söylerler ya, sanki o vampirlerden biriymişim de asırlar sonra gün doğumunu izliyormuşum gibi hissettirdi bana.

Şimdi biraz ortamın tadını çıkartacağım. Sonrasında yeni yazılarla karşınızda olacağım. Görüşmek üzere 🙂

Recent Posts