Bu Insanlar Ne Yapiyor

 In Maceralar

Adada yasadigim sure boyunca bir suru insanla karsilastim ve her seferinde bu insanlar ne yapiyor diye sordum kendime. Adada yasamanin sundugu bir cok avantaj ve dezavantaj var. Isin garip yani bu avantaj ve dezavantajlar iki tarafli calisiyor. Yani an geliyor bir avantaj dezavantaja donebiliyor veya tam tersi.

Bu avantajlardan biri de cok fazla insanla karsilasiyor olmaniz. Insanlarin buyuk cogunlugu 4 veya 5 gun kadar adada kaliyor. Bazen buna seviniyorsunuz bazen de uzuluyorsunuz. Ilk gunlerde buraya sadece tatile geldikleri icin bu sekilde davrandiklarini, dagittiklarini dusunuyordum ama konusup tanimaya basladikca insanlarin buyuk cogunlugunda cok ciddi problemler oldugunu fark etmeye basladim.

Bunun yas veya uyrukla da bir alakasi yok. Her ulkeden ve her yastan insanla karsilastim neredeyse ve hepsinde neredeyse benzer sorunlar var. Ya da artik bu bir standart haline geldi ve ben buna uyum saglayamiyorum emin degilim.

Insan Tipleri

Insanlarin ne yaptiklarindan once biraz karsilastigim tiplerden bahsedeyim. Hepsi ayni seyleri yapiyor temelde ama gorunmeye calistiklari sey cok farkli. Insanlarin hala kendisi olamamasi, baskalarinin dusunceleri, istekleri uzerinden kendilerini sekillendirmeye calismasi cagimizin hastaligi sanirim.

Cogu insan sadece trendler uzerinden yasiyor. O donemin trendleri neyse hemen kendisini buna gore sekillendiriyor. Bu sekilde toplumun bir parcasi olabilecegini, kabul gorecegini zannediyor. Ama bu sekilde dusunen o kadar cok insan var ki bir sekilde bir toplulugun uyesi de olabiliyor bu sayede.

Mesela vegan oldugunu soyleyen cok insanla karsilasiyorum. Restoranda calistigim icin de en cok karsilastigim insan tipi. Ben veganim! (burada diz cokmemi falan bekliyor) Vegan yemeginiz var mi? Bunu menuye baktiktan sonra sorma ayri hikaye. Hangi yemegin veganlar icin oldugunu anlayamamak ayri bir konu mesela. Ozellikle menude her yemegin icerigi yazarken. Daha bu satirlari yazarken iki gundur vegan yemek soran musterim Café Latte istedi. “Café Latte taze sutle yapiliyor, vegan degil soya sutu vereyim mi?” dedigimde de hayir dedi. Bu nasil bir veganlik simdi. Lan ikindir ne kafa siktin o zaman vegan vegan diye.

Diger trendlerden biri hippie hayati. Ozellikle gezginler arasinda cok populer. Herkesin elinde bir poi, staff veya ukulele. Saclar buyuk ihtimalle rasta. Etnik kiyafetler agilrikta. Bol bol enteresan takilar, piercing ve dovmelerden ayirt ediliyorlar kolayca. Bu insanlar arasinda en cok konusulan konularin basinda yoga, meditasyon ve pozitif enerji var. Bir kismi gercekten boyle dusunse de geri kalani sadece trend diye bunu takip ediyor. Bu konulari sindirebilmisler olanlar en rahat iletisim kurdugum insanlar ama su ana kadar 4 tane cikti karsima.

Bir de uyusturucu muptelaligi trendi var. Ozellikle esrar cogu ulkede yasal hale gelmeye basladiktan sonar konusabildikleri tek sey esrar ve digger uyusturucular ve kullandiklari zamanlarda yasadiklari deneyimler. Kimisi bunu bir sekilde algisini gelistirmek icin kullanmis ama geri kalani hala trendleri takip ediyor.

Son trendimiz ise fit veya kasli olmak. Ozellikle Instagram’da giderek artan bir fit, kasli insan profilleri sayesinde bu sekilde form tutarsa popular olabilecegini dusunen insanlarin sayisi giderek artiyor. Elbette konusabildikleri tek konu kaslari ve bunu elde etmek icin ne kadar ugrastiklari ve spor yapmak icin yeterli zaman ve parasi olmayan diger insanlari kucumsemeye calismalari vs. Saglikli olmayi anlayabiliyorum ama zihinsel saglik da onemli bence.

En kotusu ise bu yukarida saydigim butun modelleri sadece o gece sevisecek birini bulabilmek icin kullananlar. En berbat olanlar da bunlar zaten. Tek olaylari sevisebildikleri kadar insanla sevismek ve baska hic bir sey dusunmuyorlar. Hayvanlarin bile farkli hisleri ve dusunceleri olabiliyor.

Bu Insanlar Ne Yapiyor

Aslinda asil sorun hic bir sey yapmamalari. Anlayamadigim kisim bu gercekten. 100 kisiyle tanisiyorsam belki 10 tanesi ne yaptigi ya da yapacagi hakkinda bilgi sahibi. Bazen insanlar cok fazla seye maruz kaliyor ve saglikli karar veremiyorlar diye dusunuyorum ama bunu asmak yine onlarin elinde. Bu kadar fazla insanin, hayatlarinda en ufak bir amaclarinin, tek bir hayallerinin bile olmamasi gercekten incelenmesi gereken bir konu bence. Gunu yasayip anin tadini cikartmayi kesinlikle destekliyorum ama temelde insani ileri tasiyacak, yoluna devam etmesi icin motive edecek bir amac, bir hayal olmasi gerekiyor.

Karsilastigim cogu insan, ipleri tamamen birakmis durumda. Baslarina ne geldiginin veya geleceginin hic bir onemi yok. Sadece gun bitsin diye bekliyorlar. Bir kismi tamamen vazgecmis durumda ve aslinda cok derin bir depresyondalar. Diger kismi ise (ozellikle genc olanlar) daha en ufak bir sey bile denemeden tamamen vazgecmis durumdalar. Gelecekten en ufak bir beklentileri kalmamis. Onlarin gozunde herkes mutlu bir hayata sahip(sosyal medya etkileri) ama onlar mutlu degil.

Bir kac kere bu konuda konusmaya calistigimda ise direkt olarak sikayet etme ve yakinma moduna geciyorlar. Bu bir tarz savunma mekanizmasi olmus ve herkesin onlarin bu yakinmalarini hakli bir sebep olarak gormelerini bekliyorlar. Turkiye gibi bir ulkeden kacmis bir insan olarak bu yakinmalari tabi ki kabul etmiyorum ama bu sefer de ben kotu adam oluyorum genelde. Her ne kadar benim imkanlarim cok kotu olmasa da, Avrupa’dan yasarken neredeyse her turlu imkani olan insanlarin, gelip hayatin ne kadar kotu ve zor oldugundan yakinmasi beni cok sinirlendiriyor acikcasi. Her seyin onlerine hazir olarak gelmesine o kadar alismislar ki en ufak bir zorlukta hemen ipleri birakip simarik cocuk gibi yeri tekmelemeye basliyorlar.

Diger yandan da neredeyse hic dusunmedikleri icin giderek aptallasmaya baslamislar. Bazen oyle insanlarla karsilasiyorum ki, “bu kafayla buraya kadar nasil geldi acaba?” diye sormadan duramiyorum. Sanirim imkan fazlaligi da cok iyi bir sey degil. Istedigim zaman yapabilirim dusuncesi, insani en cok tembellestiren seylerden biri olsa gerek. Ter dokup, bir seyi elde etmek icin caba sarf etmek veya yapmak zorunda olmak daha degerli kiliyor o seyi.

Ozet olarak insanlarin buyuk bir cogunlugu tamamen kaybolmus durumda. Gozlerine sokulan, kafalarina kazinan “Her zaman daha iyisi var!’ dusuncesi, insanlara hic bir zaman oraya ulasamayacaklari hissiyatini verirken diger yandan da buyuk bir vazgecise ve depresyona surukluyor. Bu konuda etraflarindaki herkes dert yanarken, bir sey yaparak yorulmak yerine onlar da dert yanmaya baslayip hep beraber aglasiyorlar. Devletlerin en cok elde etmek istedigi sey hizli bir sekilde gerceklesiyor. Bos, dusunemeyen, tembelligi secen, onlerine konanla idare eden ve daha fazlasini veya hak ettigini talep edemeyecek bir topluluk. Distopik bir dunya sandigimizdan cok daha yakin.

Recent Posts