Hayatimiz Sadece Bir Simulasyondan Ibaret

 In Maceralar

Evet garip gelse de hayatimiz sadece bir simulasyondan ibaret. Dunya duzdur diyenlerin aksine bildigimiz her seyin simulasyon olma ihtimali cok daha yuksek ve bu konuda her gecen gun daha fazla kanit ortaya cikiyor. Bu yazimda bu konuda nasil dusundugumu ve hayatimi nasil degistirdiginden bahsedecegim.

Yaklasik 4 veya 5 yil once kendime sormaya basladigim sorulara verdigim cevaplar dogrultusunda hayatim yavas yavas degismeye baslamis, sonrasinda da bu degisim gittikce hiz kazanmisti.  Bir noktadan sonra yasadigim kotu seylerin aslinda beni en cok gelistiren seyler oldugunu fark etmemle birlikte hayata bakisim da degismeye, karsima cikan insanlar ve yasadigim deneyimler de degismeye baslamisti.

Karma’yi benimsemem ve bu dogrultuda yasamaya baslamamdan sonra, her seyin ve herkesin birbiriyle bagli oldugunu ve sadece yaptigimiz degil dusundugumuz her seyin hayatimizi ve diger hayatlari nasil degistirebilecegini fark etmeye basladim. Bunu zaman zaman onceki yazilarimda da belirtmistim. Yaptigimiz veya dusundugumuz her sey baska bir seyi tetiklerken bunu farkinda olarak hareket etmenin bize kazandirdigi bazi ozellikler de var elbette.

Cogu zaman dedigim gibi kendimiz icin en buyuk engel yine biziz. Bir seyi yapamayacagimizi dusunuyorsak yapamayiz. Bunun ne olcude veya buyuklukte bir sey oldugu cok onemli degilken bunu ne kadar yapmak istedigimiz veya istemedigimiz cok buyuk onem tasiyor.

Hayatimiz Sadece Bir Simulasyondan Ibaret

Son yillarda bilim adamlarinin bu konuda cok etkileyici aciklamalari var ve ciddi anlamda bir suru deney de yapiliyor. Hali ile ulasilmis bazi sonuclar da var elimizde. Dunya duzdur gibi temeli veya gercekligi olmayan tamamen gundem yaratmak icin kullanilan bos bir konusma degil anlayacaginiz. En azindan benim icin boyle.

Bu iki video da benim temelde anlatmak istedigim seylerin birbiriyle olan bagini gosteriyor aslinda. Ilk videoda yapilan deneyler ve alinan sonuclar, icerisinde yasadigimiz sistemin genel olarak bir simulasyon gibi calistigini dogrular veya dogrulamaya yakin nitelikte oldugunu soyleyebiliriz. Ikinci videoda ise David Icke aslinda benim de kendi capimda dusundugum seylere guzel bir bakis acisiyla yaklasiyor.

Evet bu bir simulasyonsa bile bunu fark etmek, algilamak veya bu simulasyondan cikmak o kadar da kolay degil bunu farkinda olmak lazim. Belki de gercekten Matrix filmindeki gibi mavi ya da kirmizi hap gibi bir secenek gelecek ya da bir algi seviyesine gelecegiz ve uyanacagiz. Bunu bilmek, kestirmek, ongormek cok zor. David Icke’nin dedigi gibi beynimiz bu sistemin sinirlarina gore calisiyor ya da su an varsayilan ayarlar boyle ve bizim bir sekilde bunu degistirmemiz lazim.

Alici Ayarlari

Bizim sinirimizi cizen algimiz, yani alicimizin varsayilan ayarlari. Sistemimizin izin verdigi kadarini gorebiliyor veya algilayabiliyoruz. Bu da demektir ki eger bir sekilde beynimizin calisma seklini degistirebilir veya farkli bir algi kapisi acabilirsek her sey daha da degisecek.

Sizofreni hastalarinin aslinda alicilarinin farkli calistigi icin bizim goremediklerimizi gorduklerini ama aslinda o gordukleri seylerin de var olduklarini dusunebiliriz. Sonuc olarak sadece onlarin alicilari farkli calisiyor. Bunu zihinsel bir hastalik olarak gormek de bunu limitlemek aslinda. Bunun normal oldugunu bilerek hayatlarina devam etseler belki her sey cok daha farkli olacak onlar ve bizim icin. Ayni sekilde Synesthesia adli bir beyin, algi formu da var mesela. Muzik notalarini renk olarak gormek, matematigi tadabilmek gibi etkileri var.  Bunlari simulasyon icerisindeki buglar olarak da gorebiliriz degil mi?

Bu sekilde magic mushroom, DMT, Ayahausca gibi madde kullanimlarinin da beynin calisma seklini, algi kapasitesini gelistiridigi ve degistirdigi dogrultusunda bir suru deney yapilmakta ve enteresan sonuclar alinmakta. Bunlari keyif verici olarak degil de gelisim icin kontrollu kullanmayi denemek bizi ne kadar degisik sureclere goturebilir bir dusunsenize.

Evrimin Yeni Sekli

Bu durumda aslinda yapmamiz gereken tek sey algimizi genisletmek. Yazinin basinda da dedigim gibi kendimize sinirlarimizi biz koyuyoruz. David Icke de ayni konudan bahsediyor. Bu sinirlari kaldirip etrafimiza oyle bakmaya basladigimizda karsimiza cikacak seyler ve yasayabilecegimiz deneyimlerin sayisi, potansiyeli ve cesitlilige de artiyor ve bu bize daha fazla deneyim olarak geri donuyor. Her seyin birbiriyle bagli oldugunu dusunursek bu sekilde yolunuza devam ettikce cok daha fazlasina ulasabiliyoruz. Belki de artik fiziksel olarak ilerlememiz gerektigi kadar ilerledik ve artik zihinsel veya algisal olarak bir evrim surecine girmemiz lazim.

Chi, enerji, melekler, vibe herkesin bu sisteme verdigi bir isim var ama temelde ayni seye hizmet ediyor. Yeterince inaniyorsaniz cogu seyi degistirebiliyorsunuz. Bu da bizi en buyuk gucun bilinc ve onu kullanmayi bilmek oldugu kismina cikartiyor.

Diger yandan da su an beynimizi ve algimizi sinirlayan, uzun yillardan beri devam etmekte olan control yontemleri var. Bunun en basinda din geliyor. Sonrasinda ise kapitalizm, reklamlar ve digerleri. O kadar fazla seye maruz kaliyoruz ki, ne istedigimizi bilmeden, kaybolmus bir sekilde sadece vakit kaybediyoruz ve yitip gidiyoruz.

Aslinda bu yasimiz kadar suren bir yolculuk degil, belki de milyar yillik bir yolculuktan bahsediyoruz. Belki bilincli olarak bu hayati biz sectik farkli deneyimler yasamak icin. Her sekilde bu yolculuktan ogrenecegimiz bir seyler var. Bu belki de en buyuk soru icin bir cevap(42) bulma sureci.

Neler olacak bilmiyorum ama her gecen gun ve yasadigim her tecrube sonrasinda bunun bir simulasyon olduguna daha fazla inanmaya ve bunu benimsemeye basladim. Deneyimlerim ve karsilastigim olaylar da cogu zaman bunu dogrular nitelikte ilerliyor. Ben bunu evrimin cizdigi yeni yol olarak isimlendiriyorum ve butun olasiliklari kucakliyorum.  Zamani geldiginde nereye ulasacagimizi gorecegiz.

Recent Posts