Koh Rong’da İlk İş Günü

 In Maceralar

13 günü geride bırakırken arada Koh Rong Samloem’i görme şansım oldu. Öncesinde biraz bu adada gördüklerimi anlatıp sonrasında da Koh Rong’da ilk iş günü deneyimlerimi yazacağım.

Elime fırsat geçince Koh Rong Samloem’i görmeden duramadım. Samloem, Koh Rong’un hemen karşısındaki bir ada. Koh Rong’un hızlı gelişiminden bazı dersler alarak hemen ardından ve daha kontrollü bir şekilde ilerliyor. Adada daha az yaşayan olduğu için çok daha sessiz. Ama bu aralar su konusunda biraz sıkıntı yaşanıyormuş. Bu arada adaya gidiş yolunun da videosunu çektim. Hem de yatay kadrajda! Hazırlayıp en kısa sürede sizinle paylaşacağım.

Bir kaç saatlik ada turu sonrasında tam anlamıyla hayran kaldım diyebilirim. Her şeyden elini eteğini çekip arınmak için çok ideal bir yer. Şimdilik planlarımı bu adaya geçecek şekilde düzenlemeye çalışıyorum. Ufak bir iş seçeneği var gibi ama henüz hiç bir şey net değil tabi. Biraz hesap kitap süreci olacak sonrasında da neler yapabiliyorum ona bakacağım.

Koh Rong’da İlk İş Günü

Bu süreçler netleşene kadar hem işletme, servis, garsonluk gibi süreçleri öğrenmek hem de bu sürede masrafları minimumda tutmak için Bamboo’da gönüllü garson olarak çalışmaya başladım. 13 gün sonrasında nihayet çalışmaya da başlayarak biraz daha rahatladım. Ne olacağı belli değilken bekleyip para harcamak biraz yıpratıcı olabiliyor ama neyse ki çok harcamadan atlattım bu süreci.

Garsonluk hem her noktada işime yarayacak bir bilgi ve deneyim hem de ileride bir işletme yönetimi alırsam özellikle bilmem gereken bir konu. Ayrıca servis yaparken de bol bol İngilizce pratiği yapmam gerçekten benim için çok büyük avantaj. Hayatımda daha önce hiç garsonluk yapmadım. Sadece son 6 yıldır reklamcılıkla uğraşıyordum ve 13 gün sonrasında kendini tropik bir adada bir restoranda yabancı müşterilere garsonluk yapar halde buldum kendimi.

İlk gün oldukça sakin geçti. 13-14 servis açtım. 08-15:00 vardiyasında çalıştığım için vardiya teslimi sonrasında yüzmek daha mantıklı geldi. Tam duşumu alıp bilgisayar başına geçmiştim ki iskeleye malzemelerin geldiğini söylediler. Toplandık ve tuktuk ile iskeleye gittik. Tabi bu arada iskele ile mekanın arasındaki yolun yarısı sadece kum, sonrasında betona geçiyor. Gelen yük tam olarak şöyle 20 fıçı bira, 3 büyük dikdörtgen kalıp buz(10-15 kilo tanesi) 2 kasa şişe bira, 2 kasa kutu bira, yeşillik sebze meyve, 1 kasa yumurta, 2 kasa ice tea, 4 büyük poşet bar buzu, 20 tane litrelik su.

İstanbul’da sabah vapurla işe giderken ada vapurlarına yüklenen malzemeleri görmüşsünüzdür mutlaka. Daha farklı bir tekneye bu şekilde yığılmış bir sürü malzeme düşünün. İskelede yaklaşık 50-60 kişi vardı malzemelerini almak için. 2 kişinin yan yana zar zor yürüdüğü iskelede mobiletler, tuktuklar, bir sürü insan ve daha da fazla malzeme olduğu bir ortam. İmkanım olursa fotoğrafını çekeceğim bir ara. Bu karmaşa içerisinde 3 kere git gel yaparak tüm malzemeleri taşıdık.

Şimdi biraz dinlenip sonrasında da yarına hazır olmak için uyku moduna girmem gerekiyor. Görüşmek üzere.

Recent Posts