Ne Ekersen Onu Biçersin

 In Maceralar

Bunu daha yeni yeni fark etsem de gerçekten ne ekersen onu biçersin. Üst üste yaşanmış bir kaç olay bunu daha kolay idrak etmemi sağladı. Bir insanın hayatını değiştiren en önemli faktörlerden biri ne istediğini bilmektir kesinlikle. Ama bu konu hakkındaki bir diğer özlü sözümüz de “Ne istediğine dikkat et”tir. Bu seferki yazımda bunun hayatımdaki ilk örneğini anlatacağım.

Üniversiteyi kazandığımda heyecandan yerimde duramıyordum çünkü elektronik gibi istemediğim ve son derece sıkıcı bulduğum bir konuyu tıp gibi karmaşık ve heyecan yaratan bir dal ile birleştiriyordum. O dönemde askere de gitmemek için elimdeki en güzel seçeneklerden biriydi. Bu yüzden dört elle sarılmıştım. Artık insanlarla konuşabiliyor olmanın avantajıyla 3-4 tane inanılmaz kafa açan insanla bile tanışmıştım.

Üniversite, sosyalleşmeyi öğretmesinin yanı sıra bana hayatım boyunca elde ettiğim en büyük kazanımlardan birini vermişti. Enstrümantasyon diye bir dersimiz vardı. Bu derste yaptığımız tek şey bir elektronik devreyi inceleyerek hangi elemanların hangi durumda arıza yapabileceğini öngörmekti. Sınavda da hoca bir arıza verip bunun hangi devre elemanları yüzünden çıkabileceğini soruyordu. Bu ders hayatım boyunca herhangi bir konuda nerede, ne sorunla karşılaşabileceğimi görmeyi öğretmişti bana. Evet elektroniği sevmiyordum ama kafama öyle bir işlemişti ki neredeyse bütün dünyayı bir elektronik devre gibi görmeye başlamıştım. Bununla birlikte insanları da elektronik devre elemanı gibi görmeye başlamıştım ve lisede kazandığım insanları izleyip gözlemleme ve anlama yeteneğim sayesinde kim nerede ne arıza çıkartacak bunu da görebilmeye başlamıştım.  Bunun sayesinde şu an yaptığım işte bile projenin neresinde ne sorunlarla karşılaşabileceğimi az çok hesaplayabilir hale geldim.

Açılsın Kapılar Açılsın Kafalar

Ben bu kazanımları yeni yeni elde ederken zorunlu staj dönemi gelmişti. Bir hastanede staj yapmak çok daha mantıklı gelmişti ve şans eseri özel bir hastanede staja kabul edilmiştim. Deliler gibi çalışıyordum işi öğrenebileyim diye. Okulda biyomedikal cihazları anlatan hocamız 2. dünya savaşından kalan teknolojileri anlattığı için yeni teknolojiye uyum sağlamak biraz vakit alıyordu. Bir gün 15-20 dakikalığına ameliyathaneyi görmeme izin verildi. Kapıdan içeri girmemle birlikte aldığım dezenfektan kokusu beni öyle bir etkilemişti ki “Ben burada çalışacağım” dedim. Çok netti, ne olursa olsun ameliyathanede çalışacaktım. O günden itibaren işe alınana kadar her türlü ameliyat videosunu izleyip kendimi her türlü görüntüye hazırlamıştım.

İş görüşmesi sırasında “Stajın iyi geçmişti. Seninle çalışabiliriz ama sadece Ameliyathane tarafında elemana ihtiyacımız var” dediler. O an o kadar sevinmiştim ki verecek tepki bulamamıştım. “Daha iyisi olamazdı” dedim ve ertesi gün işe başladım. Ameliyathanede kullanılan cihazlara dair çok daha az şey biliyordum. O yüzden 4-5 ay boyunca her gün 18:00’den sonra ameliyathanede kalıp kullanılma ihtimali olmayan cihazları açıp test ediyordum. Bazılarını test edebilmek için yemekhaneden aldığım et parçalarını yakıp, kesip, parçalıyordum. Gün içinde de hemşireler neler yapıyor, sterilizasyon kuralları nedir, ameliyat isimlerinin kısaltmaları nedir ve hangi ameliyatta hangi cihazlar kullanılıyor bunları öğrenmeye çalışıyordum. Bu öğrenme sürecinden sonra Ameliyathane, Doğumhane, Kalp Cerrahisi Yoğun Bakım ve Yoğun Bakım bölümlerini tamamen ele geçirmiş, bütün cihazları direkt olarak ben takip ediyordum.

Cerrahi Delilik

Bir yerden sonra işler o kadar yoluna girmişti ki hemşirelere yardım etmeye başlamış ve onların işlerini öğrenmeye başlamıştım. Yıkanıp, giyinip ameliyata müdahale edebilecek hale gelmiştim 1 sene gibi bir sürede. Sonrasında bir ameliyat sırasında doktorun cerrahi aleti kırması nedeniyle giyinip ameliyat sırasında cerrahi aleti tamir etmişliğim bile var bu sayede. Bu iş beni çok heyecanlandırıyordu. Çünkü benim görevim, ameliyat sırasında bütün cihazların düzgün çalışmasını sağlamak ve ameliyat sırasında bir sorunla karşılaşılırsa en kısa sürede bunu çözmekti. Kapalı(laparoskopik) ameliyat sırasında ekrandaki görüntü giderse 3-4 saniye vaktiniz vardı. Özellikle o sırada doktor bir kanamayı durdurmaya çalışıyorsa heyecan daha da artıyordu. Mavi kablo mu yoksa kırmızı kablo mu? Ve her zaman aklınızda bulundurmanız gereken bir şey vardı. “En ufak hatanızda birini öldürme ihtimaliniz var”. Bu süreç bana kriz yönetmeyi öğretti ve şu an bile kullanıyorum bunu.

Bu dönemde kendimi o kadar işe vermişti ki herhangi bir sosyal yaşantım kalmamıştı. Gece gündüz sadece çalışıyordum. Ameliyat sırasında bir sorun çıkarsa beni çağıracakları için arkadaşlarla buluştuğumda alkol bile almıyordum hata yapmayayım diye. Sonra ameliyathane hemşiresi bir kızla tanıştım ve o dönemde tutamayacağın sözler verdiğinde neler olabileceğini gördüm.

Şu mesleği hala o kadar ciddiye alıyorum ki tek kelime geyik yapmamışım yukarıda. Sonraki yazı daha eğlenceli olacak. Hadi afiyet olsun.

Recent Posts