Sefa Pezevenginin Ada Hayatı

 In Maceralar

“Söz konusu rahatlıksa, gerisi teferruattır.” diyen bir insan olarak, bu yazımda bir sefa pezevenginin ada hayatı hakkında atıp tutacağım.

Elbette öncelikle sefa pezevenkliği konusunda beni eğitmiş, bu konuda doktorasını çoktan tamamlayan saygıdeğer arkadaşıma teşekkür etmeyi bir borç olarak biliyorum. Verdiği tavsiyeler sayesinde askerde dağ başında bile inanılmaz rahat vakit geçirmiştim. Gerçek anlamda kitabını bile yazmayı düşünmüştük ama sonra gerekli enerjiyi bulamamıştık.

Sefa Pezevenginin Ada Hayatı

Rising Sun

Adadaki 5. ayıma girdim. Şu an bu satırları Rising Sun adlı mekanda Jazz dinleyip, filtre kahvemi içerken yazıyorum. Dışarıda yağmur yağıyor, hafif bir esinti var. Loş bir ortamda, bilgisayar başında çok önemli işler yapıyormuş gibi takılıyorum. Adeta bir Starfucks gibi ama tropik adada. Artık para kazanmaya başladığım için diğer mekanlarda biraz daha fazla durup bir şeyler içebiliyorum. Özellikle ada ekonomisi için de biraz faydalı oluyor bu.

Adaya geldiğim ilk ay biraz kullandıktan sonra lavanta yağı stoğumuz tükenince oldukça zor durumda kalmıştım. 2 hafta önce izinli olduğum bir gün Sihanoukville’deki Blue Market ya da gerçek adıyla Phsar Leu Market‘e gittim. Burası Kapalı Çarşı, Mısır Çarşısı ve Tahtakale karışımı bir yer. Aradığınız çoğu şeyi bulabiliyorsunuz ama sabırlı olmanız lazım. Uzun uğraşlar sonucu burada lavanta yağını bulabildim ve nihayet odamda istediğim konfora ulaşabildim.

Şu an odam ve bütün kıyafetlerim sürekli lavanta kokuyor. Odanın kapısı açılmadan bile lavanta kokusunu alabiliyorsunuz. Adeta 5 yıldızlı otel odası gibi. Ne sivrisinek, ne karınca, ne tahta kurusu, hiç bir şey gelmiyor odaya. Cibinliği de sadece yukarıdan yaprak falan düşerse tutsun diye kullanıyorum. Elbette resimdeki yağdanlık yangın çıkarma ihtimalini de göz önünde bulundurmamız gerektiği için kullanılmıyor. Yatağın üzerine sprey sıkmam yeterli oluyor genelde. Evet biraz seyreltip sprey şişesiyle de kullanabiliyorsunuz ve bu sayede gittiğiniz her yerde de rahat edebiliyorsunuz. Çok değil sadece 3$

Tabi ki ufak da olsa bir gelir sağlaması için satışını da yapıyorum. Ama burada sprey şişesi bulmak çok zor. O yüzden bir süredir adada sprey şişesi avına çıktım. Benzer şekilde artık tüy küpe satışlarına da başladım. Şu an markette 11 tane küpe satışa hazır bir şekilde bekliyor. Adaya da bir faydam dokunması adına elde edilen gelirin bir kısmını da adadaki yardım derneklerinden biri olan Friends of Koh Rong‘a bağışlayacağım. Görüşmelerimiz devam ediyor.

Kamboçya Mutfağı

Gelelim asıl konuya. Herkesin en çok merak ettiği şeylerden biri de lokal yemekler. İnanın ben de sizin kadar merak ediyorum bu konuyu. Çünkü daha yemekleri deneyebileceğim düzgün bir yer bulamadım. Phsar Leu Market’te çok yer var ama hangisinden yenilebilir pek bilmiyorum. Araştırmalarım devam ediyor. Adada ne yiyeceğine karar vermek oldukça zorlu olduğu için sabahları genelde yumurta ve domates, öğlen Bruschetta veya pizza, akşam da canım çok bir şey isterse ayda bir barbeküye gidip domuz etine doyuyorum.

Bunlar haricinde adada ulaşabildiğiniz meyvelerin başında hindistan cevizi geliyor. Sonrasında ananas, karpuz, muz, mango, papaya, dragon fruit, passion fruit, kaju, jackfruit, rambutan ve durian var. En tehlikelisi elbette durian. O kadar kötü bir kokusu var ki, toplu taşıma ve kapalı alanların çoğunda taşınması, satılması yasak. Durian ve jackfruit haricinde hepsini denedim ama açıkçası öyle çok da inanılmaz bir tatları yok. Hiç biri bir şeftali veya mürdüm eriği değil benim için.

Biraz para biriktirip yapabilirsem ilk fırsatta biraz çevreye bakmayı planlıyorum. Tabi havanın da güneşli olması lazım. Yeni yazılarda görüşmek üzere.

Recent Posts